Kapatılan Hastanelerin Hafızası, Şehir Hastaneleri Sistemini Yeniden Tartışmaya Açıyor

  05.01.2026   181 okunma   

Ankara’da son on yılda birçok devlet hastanesi farklı gerekçelerle kapatıldı, kapatılmanın eşiğine getirildi ya da tamamen yıkıldı. Oysa bu hastaneler yalnızca sağlık hizmeti sunan yapılar değil, aynı zamanda yıllar içinde oluşan sağlık kültürünün, mesleki birikimin ve dayanışmanın simgeleri olarak öne çıkıyordu.

Yayımlanan belgesel video, kapatılan ve yıkılan hastanelerin arşivlerini merkeze alarak, Türkiye’de son yıllarda yaygınlaşan şehir hastaneleri modeliyle şekillenen sağlık sistemini tartışmaya açıyor. Çalışma, hastanelerin “yaşayan arşivler” olarak ele alınması gerektiğini vurgularken, sağlık politikalarının geçmişle kurduğu ilişkiye dikkat çekiyor.

Belgeselde, bir hastanenin ömrünün yalnızca betonarme yapının ayakta kaldığı süreyle ölçülemeyeceği ifade ediliyor. Kurumların biriktirdiği deneyim, özveri ve dayanışmanın, sağlık sisteminin geleceği açısından belirleyici olduğu vurgulanıyor. Bu bağlamda, geçmişin tamamen silinmesiyle oluşturulan “hafızasız” sağlık yapılarının, uzun vadede sağlık hizmetinin niteliğini nasıl etkilediği sorgulanıyor.

Çalışma, “Başka bir sağlık sistemi mümkün mü?” sorusunu merkeze alarak, hastaneleri kapatmak ve yıkmak yerine, her kurumun kendine özgü hafızasını koruyarak ve bu birikimi geleceğe taşıyarak halk yararına bir sağlık sisteminin hâlâ mümkün olduğunu hatırlatıyor.

Belgeselin yönetmenliğini Alper Şen üstlenirken, yapım süreci Ankara Tabip Odası, Ankara Dişhekimleri Odası ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından desteklendi. Çalışma, “Hastanemi Açın Platformu” bileşenlerine teşekkürle izleyiciyle buluşuyor.

 https://www.youtube.com/watch?si=8UJQTCKl1R7TVdZQ&v=fpfQ11d2DIY&feature=youtu.be